Follow by Email

12 Ağustos 2011 Cuma

4. Beyşehir Fotomaratonu

Gittik, gördük , e napalım geri döndük. (:



4.sü düzenlenen Beyşehir Fotomaratonuna bu sene bende gittim. Gittiğim ilk yarışmaydı gayet eğlendiğimi söyleyebilirim. 






İlk gittiğim gün; bizi küçük şirin bir yerin beklediğini anladım. İnsanların bizi sürekli kazıklama istekleri otobüsten ilk indiğimiz andan itibaren başladı. Yapacak bir şey yok turistsen bunlara katlanacaksın. Balıkçı kiralamak 250 TL faytoncuyla fotoğraf çektirmek sadece 50 TL mat almak için  Beyşehir'de 50 TL yi gözden çıkarmalısınız. 


Sora sora Bağdat bulunur taktiğiyle çadır alanımıza ulaştık. Biraz paspal ama yemekleri gayet iyi bir lokantanın bahçesiydi bu yer. Aynı zamanda yarışmanın da merkez noktasıydı. Biraz turlayıp etrafı gezdikten sonra dinlenmek için tekrar yuvaya (çadıra) geri döndük. Biraz dinlenip yarışma günü için hazırlandık.




Yarışmanın ilk gününde tanıştığımız fotoğrafçılarla hemen kaynaştık ve birlikte hareket etme çabalarına giriştik. İlçe merkezi gerçekten fotoğraf çekmeye elverişli bir yerdi. Bir çok güzel tarihi eser bizi bekliyordu. Bunlar Taş Köprü , Demirli Mescit , Tarihi Türk Hamamı , Bedesten ,Taş Medrese ve en harika yapı olan Eşrefoğlu Camisi idi. Birazcık Eşrefoğlu Cami'sinden bahsedeyim. Eşrefoğlu Camisi 1296-1299 yılları arasında yaptırılmış ahşap direkli düz tavanlı camilerin günümüze ulaşmış en büyüklerinden. Ağaç ve taş işlemelerle mozaik çini süslemelere sahip bu cami Selçuklu sanatının en son ve en olgun şeklidir. Gerçekten insanı büyüleyen içine girildiğinde sizi başka yerlere götüren bir havası var.








İlk günümüzün ardından yorulmuş bir halde birazda hayal kırıklığı içerisinde kamp alanına geri döndük. Hayal kırıklığımız şuna idi; Beyşehir Gölünden gün batımı gerçekten güzel pozlar vermişti daha önceki yıllarda ama hava koşulları nedeni ile biz bir şey göremedik yağmurlu ve kapalı bir hava... Akşam açılış konuşmaları fotoğraf gösterileri ve yemek derken. Ortam kalabalıklaşmaya başladı bizden başka çadırcılar ve yeni yüzler çoğalmıştı. Yarışma baya başlamıştı yani. (: O akşam bizi yarışmanın ikinci günü gezdirecek ve hoş sohbetiyle bize çok şeyler katacak doktorumuz Nail Abiyle tanıştık.


2. gün ilk durağımız çok fazla reklamı yapılan Leylekler Vadisiydi. Burası Beyşehirliler tarafından koruma altına alınmış leyleklerin kanat çırpmalarının size bazen ürkütücü gelebileceği bir mezarlıktı. Mezarlığın üstündeki büyük ağaçların üzerinde leylek aileleri yaşıyordu. 30-40 leyleğin ikamet ettiği bir mezarlık. Mezarlığın uçan bekçileri diyelim biz onlara. :)




Leylekler vadisini geçip bir köy kahvesinde güzel çaylar içtikten sonra şimdiki durak mangal kömürü yapan torakçılardı. Mardinli bir ailenin yanına gitmiştik. Eşini yeni kaybetmiş bir dede çocukları ve eşleri ve onlarında çocukları neşeli olmaları gerekirken bize yakınan bir insan topluluğunun yanındaydık. Mardinli insanların sıcak kanlılığı değişmemişti. Ama kimle konuştuysak bize ilk önce dert yanıyordu. Sonrada tabi bunlarla bizim bir ilişkimiz olmadığı için onlarda gülüp geçiyorlardı duruma. Çok emek sarf edilen zor bir iş duman gerçekten boğucu olabiliyor.  






Sanırım en çok buradan bir şeyler çıkarttım. :) Güneşlenmek sadece kumsalda olmaz bunu da bilelim. (:




Yoldaki balıkçı abimiz şansını arttırmak için değişik yöntemlere girişmişti. Bize düşende fotoğraflamaktı tabi ki.. (:






Torakçılardan sonra Eflatun pınarı denilen yere ve kamış imalatı yapan bir iş yerine gittik. Eflatun pınarı çok eski bir yapı ama görülecek pekte bir yanı yok bence. Belki bütün günün verdiği yorgunlukla bunları düşündüm. Bitmiş ve yanmış durumdaydım artık. Arabanın içinde yanmayı başaran bizler İç Anadolu çarpmasını yaşadık diyebilirim. (:






Yorucu ve verimli bir gün geçirmiştik. Yemek yeme vaktiydi. Arkadaş adamlar ne güzel beyti yapıyordu ya. Tadından yenmeyecek cinsten. Hiç beklemediğim bir performanstı. :) Vee gün batımı güneş yine bize gülmedi sağanak yağışlı bir gün daha... Önce yanıp sonra ıslandık böyleydi maraton olayı. 




Yarışmamızın sonuna geldi heyecan büyüktü umutlarımız yok muydu vardı.. Fakat zorlu fotoğraf  seçimlerimiz gece 4de kadar beklememiz pek bir şey değiştirmedi. Elimden geleni yapmıştım ama elim boştu. Sakarya yolunu tutarken bir burukluk olur içimde diye düşünüyordum ama her şey normaldi. Neyse önemli olan yarışmaktı. Yeni insanlarla tanışmak üstatların gösterilerini izlemek. Her şey güzeldi. Ne mi yapmalıyız şimdi eğer yolunuz düşerse Beyşehir'e uğrayın gezmek için güzel bir yer. Göle karşı balık yiyin biraz fotoğraf çekin gün batımı kovalayın ama faytoncuyla muhattap bile olmayın. (: 


Yakında Gaziantep var. Bende merakla bekliyorum yeni bir yer tanıtmak güzel olacak.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder